Yazar - alper

İSVİÇRE ‘ DEKİ BİR OKULDAN DÜNYAYA AÇILAN PENCERE !!

Crans Montana’dan ayrıldıktan sonraki durağımız Lozan’da bulunan College Champittetoldu. Oldukça güzel kampüse sahip olan okul göl manzaralı olup diğer İsviçre okullarından en büyük farkı şehir yaşamının içersinde olması. 1903 yılında kurulan okul güçlü bir akademik geçmişe sahip. Okulda; IB, Swiss matura, Frenc Bac  gibi üç farklı eğitim sistemi uygulanmakta. Okul, İngilizce ve Fransızca olmak üzere iki dilli eğitim vermekle beraber Almanca dersleri de sunmakta. Toplam 800 öğrencisi bulunan okulun %10 yatılı öğrenci. Okulun felsefesi ‘Herkes eğitim alır iken mutlu olmalı’’. Bu nedenle, okul tüm yetenekleri besleyebilecek ve eğitim verebilecek kapasitede eğitim imkanı sunmakta. Her dört öğrenciye bir öğretmenin düştüğü okulda eğitimin çoğu en yüksek teknolojide yapılmakta ve tüm öğrencilere Ipad temin etmiş durumdadır. Ayrıca, global bir eğitim sistem olan Nordan Eğitim sistemine bağlı.

  • Okul adı                      : College Champittet
  • Web sayfası                : www.nordanglieducation.com
  • Kabul ettiği sınıf          : 6-13 sınıf
  • Öğrenci sayısı             : Toplam 800. 80 yatılı öğrenci
  • Ücreti                         : 50.000 CHF
Daha fazla oku...

UZAKTAN EĞİTİM ( E-LEARNING)

Kimler, Uzaktan Eğitimi Tercih Ediyor?    

  • Yoğun iş ve yaşam temposu olup da eğitime ara vermiş olanlar,
  • Maddi zorluklar nedeni ile çalışmak zorunda olanlar,
  • Herhangi bir neden ile üniversite okuyamayanlar,
  • Ön lisan eğitimini bitirip, lisans eğitimi almak isteyenler,
  • İlgi duyduğu alanlarda kendini geliştirmek isteyenler,
  • Yaşamını başka ülke ya da şehirde yeniden başlamadan bulunduğu yerden eğitim almak isteyenler
  • Eğitimini devam ederken mesleki sertifika ve diploma programlarına katılmak isteyenler
  • Eğitimde zaman ve maddi tasarruf sağlamak isteyenler

Uzaktan Eğitim Nedir?

Günümüzün iletişim teknolojilerini kullanarak zamana ve bulundukları yere bağlı olmaksızın kişilerin eğitim almalarının sağlanmasıdır. Yani bulundukları yerde eğitim olanaklarından çeşitli sebeplerden dolayı faydalanamayanlara istedikleri eğitimi alma imkanı sunan bir sistemdir.

Uzaktan Eğitimin Başlıca Özellikleri Nelerdir?

  • Uzaktan eğitim zamandan bağımsızdır. Bir kişi, kendisine en uygun zamanı tercih ederek eğitimine istediği an devam edebilir. Eğitimlerini tamamlayabilmek için kendisine tanınan zamanı nasıl kullanacağı bu eğitim sisteminde tamamen kendisine kalmıştır.
  • Uzaktan eğitim aynı zamanda da mekandan bağımsızdır.  Yani kişilerin bulundukları yeri değiştirmeye gerek duymadan, istedikleri kalitede eğitim alabilmesidir. Bu sayede eğitim sisteminin en büyük sorunlarından birisi olan “eğitimde fırsat eşitliği” de tamamen sağlanmış olur.
  • Uzaktan  eğitim ile öğrenci dersleri kendi kişisel gelişimi için aldığının farkında olduğu ve dersleri istediği süre kadar ve kendisinin belirlediği aralıklarla aldığı için öğrencilerin daha sorumlu davranmaları da sağlanmış olur.
  • Uzaktan eğitimi bireysel olarak alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Uzaktan eğitimde aynı zamanda dersleri alan öğrencilerle, dersten sorumlu öğretim üyeleri ile bilgi ve teknolojinin verdiği imkanlar dahilinde e-mail, forum, sohbet gibi  olanakları kullanılarak ortak projelerde görev almak ve bilgi alışverişinde bulunmak da mümkündür.
  • Uzaktan eğitim örgün öğretime bir alternatif eğitim olarak düşünülse de aslında destekleyici bir eğitim sistemidir. Teknolojik gelişmelerin artmasıyla uzaktan eğitim modelleri daha da artacak ve gelişecektir.Yüksek lisans seviyesinde uzaktan eğitim veren üniversite programların sayısı da her geçen dönemde önemli artış göstermektedir.  Yüksek lisans eğitimine devam ederken, aynı zamanda mevcut hayatında düzenini korumak isteyen ya da bulunduğu şehir dışında başka bir üniversite yüksek lisans eğitimi alacak maddiyatı bulunmayanlar için önemli bir alternatif eğitim modelidir.
Daha fazla oku...

DENEYİM NEDİR, KİMİN İÇİN YAŞANIR?

Zaman geçtikçe, teknoloji ilerledikçe mesafeler kısalıyormu!. Doğru. Google Haritalara girip Eiffel kulesinden, Hindistan’ın ara sokaklarına kadar gezebiliyoruz. Hem de hiçbir ücret ödemeden. Bu teknolojinin hayatımıza kattığı pozitif özelliklerinden birisi. Öteki yandan küçücük ekranlara bakmaktan gözlerimizi bozuyor, şarjımız bittiğinde biz de bitiyoruz.  Sosyal medyada üçüncü kuşak kuzeninizden, platonik aşkınıza kadar herkesi takip ediyor kim ne yapmış, kiminle yapmış, nasıl yapmış an be an izliyoruz ve biz de hayatımızı çevrimiçi yaşıyoruz. Her şeyin sadece 1’ler ve 0’lardan oluştuğu bir dünyaya mahkum oluyoruz.

Kafamızı kaldırmaya fırsat bulduğumuzda gerçek insanlarla sanal olmayan bir yere, dinlemeyi çok istediğimiz gurubun konserine, uzun zamandır planlanan bir tatile gittiğimizde yine küçük bir ekran vasıtasıyla o anı deneyimliyoruz. Canlı yayın yapıyor, bol bol fotoğraf çekiyor, gördüğümüze bakmıyor, duyduğumuzu dinlemiyoruz. Deneyimimiz beğeni sayısı oranında kıymet kazanıyor.

Evden çıkmaya gerek bile duymadan insanlarla sohbet edebiliyor, konserleri izleyebiliyor, görmek istediğimiz yerlerin en güzel fotoğraflarına bakabiliyoruz. Bir anı deneyimleme fırsatını yakaladığımızda da elimizden kaçırıyoruz.

Neden? Neden hayatımızı başkaları için yaşıyoruz? Neden o anı yaşadığımızı ispatlamak zorunda hissediyoruz kendimizi? Nereden geliyor bu kendini kanıtlama zorunluluğu? Ama en önemli soru bu deneyimler deneyim sayılıyor mu? İleride torunlarımıza bakmıyormuş gibi çekilen fotoğraflardan fazlasını aktarmak istiyorsak bu soruları kendimize sormamız ve dürüstçe yanıtlamamız gerekiyor. Zaman elimizin arasından kayıp gidiyor, kaçan fırsatlar geri gelmiyor.

Çok gezenin mi çok okuyanın mı daha bilgili olduğu tartışmasının doğru yanıtı; internet bağlantısı olan iken, gerçek bilgenin yeri geldiğinde internetini kapatıp deneyiminin tadını çıkaran olduğu unutulmamalı.

Derin bir nefes alın ve deneyiminizin keyfini çıkarın!

Yazar : Zeynep LEVENT

Daha fazla oku...

İNGİLİZLERİN TUTKUYLA BAĞLANDIKLARI GELENEKLERİ!

Her yıl İngiltere’ye gelir ve her geldiğimde farklı duygular ile dönerim. Öncelikle İngilizlerin geleneklerine sıkı sıkı bağlı olmalarına her zaman hayranlık duyarım. Binalarda tuğla kullanma geleneği hala devam etmekte, yeni yapılan yapılar  eski binaların dizaynlarına uygun olarak yapılmakta. Hepimizin tutkuyla bağlandığı teknolojik aletlerin kullanımı ne olacak peki diye sorabilirsiniz. Çok haklısınız.  Teknolojik gereçler  de eski tarihi yapıyı bozmadan binalara eklenmekte. On yıl sonra gitseniz de yine aynı kafeyi aynı şekilde bulursanız hiç şaşırmayın. Yeni nesil gençler  İngilizlerin giyim tarzlarına farklı tarzlar kazandırsa da yine gelenekçi kesim aynı taraz giyinmeye devam etmekte. Lady Diana’nın modern tarzı gelenekçi İngilizlerin giyim tarzlarına yeni bir bakış açısı kazandırmış olsa da İngilizlerin büyük bir kısmı hala eski düzeni sürdürmekte. Yaklaşık yirmi yıl önce tanıştığım bir arkadaşım hala aynı giyim tarzı aynı saç şekli ile yaşamını  hiç sıkılmadan sürdürmekte. Ben ona bakıp yıllardan beri aynı giyim tarzı, aynı saç şekli ile görsem de o bıkmadan usanmadan yıllarca aynada aynı kişi ile buluşmayı zevkle sürdürüyor.  Bizim gibi sürekli yeni akımları takip eden bir ülke için İngilizlerin gelenekçi ruhunu anlamak gerçekten çok zor. Fakat bir ülkenin gerçek ruhunu ancak gelenekleri koruyarak ve gelecek nesillere eğitim vererek aktarabiliriz.

İngiliz yaşamında diğer hayran olduğum konu ise yaşam alanlarındaki doğa anaya sonsuz saygılarının olması. 1991 yılında İngiltere’de eğitim almaya gelmiş ve uzun süre kalmıştım. Son on yıldan beri de her yıl mutlaka iki kez İngiltere’ye geliyorum. Yaşam alanlarındaki doğada değişmiş derseniz? Hiçbir şey. Hiçbir ağaç kesilmeden, doğayı koruyarak ve güzelleştirerek yaşamlarına devam ediyorlar. Her bölgede her insanın nefes alacağı günlük stresten kurtulacakları, çocukları ile beraber vakit geçirecekleri köy büyüklüğünde parklar bulunması diğer hayranlık uyandıracak ayrı bir konu. Özetle, geleneklerine ve doğasına oldukça saygılı olan bu güzel ülkeyi hepinizin görmesini içtenlikle isterim. Gençler için bu çok sıkıcı olabilir ama bizim değerlerimize saygımız ile İngilizlerin değerlerine olan saygısını karşılaştırmak açısından çok önemli ve değerli bir tecrübe olacağını düşünüyorum.

Yazar : Eser TUNCAY

Daha fazla oku...

İNGİLTERE’DE HANGİ ŞEHİRDE EĞİTİM ALINMALI?

İngiltere denilince tüm gençlerin aklına direk olarak Londra gelmekte. Peki Londra eğitim için uygun bir yer midir? Unutmayalım ki, Londra en az yetmiş farklı millete ev sahipliği yapan metropol bir kenttir. Ayrıca, Londra dünyanın farklı ülkelerinden gelen milyonlarca  turiste ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle, Londra’da gerçek bir İngilizi bulmanız, gerçek İngiliz kültürünü tanımanız ve  saf İngiliz aksanını da duymanız mümkün değildir. Unutmamanız gereken diğer önemli bir nokta ise Londra’da gerek konaklamalar gerekse yaşam diğer şehirlere oranla iki kat daha pahalıdır. Londra’yı doya doya yaşamak ve masraflarına katlanmak isteyen öğrencilerimize diyeceğimiz bir şey yok.  Fakat Londra ruhunu yaşamak ama daha ekonomik şartlarda eğitim almak isteyen öğrencilerimize ise Londra yakın mesafelerde bulunan banliyö şehirlerde eğitim almalarını tavsiye edebiliriz. Bu bölgeler metropol bir kent karmaşasından uzak olmakla beraber hem eğitim, hem de konaklamalar çok daha ekonomik olmaktadır. Bu tür eğitimi düşünen öğrencilerimize Londra’da Zone 4 ve Zone 5 de bulunan dil okullarımızı tavsiye edebiliriz.

Londra’ya yakın olmak açısından en cazip olan kentlerden birisi Brighton’dır. Brighton tren ile Londra’ya kırk dakika uzaklıkta olup deniz kenarı şehridir. Birçok üniversiteye ev sahipliği yaptığı için genç nüfusun olduğu bir bölgedir. Dolayısı ile eğlence yerleri, cafe ve pubları oldukça fazladır. Eğitim ve konaklama masraflarınız Brighton’da Londra’ya göre %20 daha ekonomik olacaktır. Hem Londra’ya yakın olmak, hem de ekonomik bir eğitim dönemi geçirmek istiyor iseniz Brighton’ı içtenlikle tavsiye ederiz.

Diğer önerebileceğimiz diğer bir şehrimiz ise Londra’ya bir saat uzaklıkta olan ve İngiltere’nin ikinci büyük kenti Birmingham’ır. Birmingham muhteşem şehir olmasına rağmen oldukça az dil okulu bulunmaktadır. Bu konuda acentanızdan destek almanızı tavsiye ederiz.

İngiltere, başı ile sonu en fazla on saat olan küçük bir ülkedir. Hangi şehirde kalırsanız kalın tren ile en fazla üç saat içerisinde Londra’ya ulaşabilir ve günlük Londra gezisi yapabilirsiniz zaten gerek Londra merkezli gerekse Londra merkezinin dışındaki tüm okullar mutlaka öğrenciler için hafta sonu Londra gezisi yapmaktadırlar. Bu nedenle, hangi şehirde olursanız olun mutlaka Londra gezisi yapacağınız kesindir. Kısaca demek isteğimiz İngilizce eğitimi için sadece Londra düşünülmemelidir.

İngiltere’de eğitim alacağınız doğru yeri bulmak için öncelikle bütçenizi sonra hobilerinizi ve ilgi alanlarınızı düşünerek karar vermenizi tavsiye ederiz. Gerçek bir İngiliz kültürünü yaşamak ve saf İngilizce duymak isterseniz İngiltere’nin orta bölgesinde eğitim almanızı tavsiye ederiz. Bu bölgede gelenekçi İngiliz kültürüne şahitlik edebileceğiniz gibi aynı zamanda saf İngilizceyi duyabileceksiniz. Ayrıca, bu bölgelerde doğanın muhteşem olduğunu da unutmayalım.

İngiltere’nin kuzey bölgelerine doğru gittikçe yeşilin alanların ve ormanların arttığını, doğanın oldukça güzel olduğunu keşfedersiniz. Doğanın bu kadar canlı ve güzel olmasının en büyük nedenlerinden birisi de çok fazla yağmur alıyor olmasıdır. Doğayı seven ve doğada spor yapmak, sonuz yemyeşil parkların kucağında eğitim almak istiyor iseniz kuzey bölgesini içtenlikle tavsiye edebiliriz. Bu bölgede de oldukça zengin dil okulları bulunmaktadır. Kuzey bölgesinde eğitim alır iseniz kurs, eğitim ve yaşam masraflarını diğer tüm bölgelere göre çok daha ekonomik olacaktır.

Sizlere hangi bölgelerde eğitim alınabilir konusunda kısa bir bilgi verdik fakat İngiltere’nin hangi bölgesine veya hangi şehrine giderseniz gidin iyi bir eğitim alacağınızı,  güzel bir İngiliz misafirperverliği ve muhteşem bir doğanın size eşlik edeceğini unutmayın.

Daha fazla oku...
error: Content is protected !!